top of page

Mavinin Sessiz Omuzlarında Bir Gün

10 Kasım 1938 - Dolmabahçe Sarayı (Atatürk'ün Ölümü)
10 Kasım 1938 - Dolmabahçe Sarayı (Atatürk'ün Ölümü)

Soğuk Bir Sabahın İçine Sinmiş Hüzün


Bazı sabahlar vardır, güneş doğar ama içimize düşmez. İçeride bir yer karanlık kalır. 10 Kasım sabahı, işte tam da o sabahlardandır. Şehrin üzerine görünmez bir hüzün serpilir. Sokaklarda aynı telaş, aynı ayak sesleri, aynı yaşam akışı vardır ama o sabah hiçbir şey tam olarak aynı hissettirmez. Sanki cümleler daha yavaş kurulur, adımlar biraz daha yumuşak basılır yere. İnsan nefes alır ama derin değil, temkinli. Çünkü bugün, sadece bir tarih değildir; içimize işleyen bir özlemin sessizce yeniden yoklama yaptığı gündür. Kalbimizin kuytu bir yerinde sakladığımız o ince sızı, bugün yeniden uyanır.


09:05’e Doğru Yaklaşırken...


Gün, hiçbir şey olmamış gibi başlamıştır aslında. Fırından çıkan ekmeğin kokusu, şehir içi otobüslerin geçerken çıkardığı ses, okula gitmek için acele eden çocukların koşuşturması… Zaman ilerledikçe, o görünmez ağırlık kendini hissettirmeye başlar. Saatin akrep ve yelkovanı yaklaştıkça, insanın içindeki ritim değişir.


Ve sonra siren sesi yükselir.


O an, gözle görülmeyen bir bağ kurulur herkes arasında. Bir ülke, aynı anda durur.


Kaldırımlar durur, arabalar durur, konuşmalar durur.


Hatta, kuşların bile bir anlığına sessizleştiğine inanır insan.


Bu an, sadece bir ritüel değildir. Bu, kalbin kendini tanıdığı, minnetin sözlerden bağımsız bir biçimde dile geldiği andır.


Bizim İçimizde Kalan İz


O yalnızca bir komutan, yalnızca bir devlet adamı değildi, düşünceyi özgürleştiren bir rüzgârdı. Karanlığın içinden yol açan bir ışık, bir umudun adıydı. “Özgürlük” dediğinde kastettiği sadece bir sınırın korunması değildi. Asıl özgürlüğün, insanın zihninde ve ruhunda başladığını gösterdi bize. Düşünebilmenin, sorgulayabilmenin, kendini var edebilmenin kapısını açtı.


Bir milletin kaderi değişirken, insanın kendine dair inancı da yeniden doğdu.

Bugün, kalabalıklar içinde bazen yoruluyor olsak da içimizde bir yer, hâlâ o sesi duyuyor: “Unutma.” Ve biz, o sese cevabı çoktan verdik: Unutmayacağız.


Mustafa Kemal Atatürk
Mustafa Kemal Atatürk

Gökyüzünün Mavi Katmanlarında Saklı Işık

Bazen başımı kaldırıp gökyüzüne bakıyorum. Bulutlar ağır ve gri olabilir ama biliyorum ki güneş orada, bekliyor. Işık, görünmese bile varlığını hissettiriyor.

İşte Atatürk de böyle. Aramızda olmayabilir ama nefesi bu topraklarda, sözleri bu havada, adımları bu yolun taşlarında.


Bir çocuğun gözlerinde umut olarak, bir öğretmenin cümlesinde inanç olarak, bir bayrağın dalgalanışında gurur olarak yaşamaya devam ediyor çünkü o bize en büyük mucizeyi öğretti: Karanlıktan da ışık doğar.


Ve Bugün…10 Kasım, yalnızca bir anma günü değildir. Bir hatırlayıştır. Bir sahip çıkıştır. Bir söz veriştir. Bir millet aynı anda aynı acıyı taşıyorsa, o sevgi artık tarihin değil, kalbin parçasıdır. Ve sevgi ölmez.


Ruhun şad olsun… Senin ışığın, hâlâ adımlarımızın önünde uzanıyor.

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
Image by Pavel Aminov

Sosyal Medyada

Mucizelere Tanık Olabilirsiniz

  • Instagram
  • LinkedIn
  • Twitter

Mucizelere İnan

Gerçek Olsunlar

Her alandan yazarların buluştuğu Mucize Dergi'de hikayeler, makaleler ve ilham dolu içeriklere göz atın. Kendi yazınızı payla

© 2025 by Mucize Dergi

Image by Andrew Neel

Yolculuğumuza Siz de Dahil Olun!

Mucize Dergi’de her fikir değerli, her ses duyuluyor. Aramıza katılın ve bu yolculukta birlikte yürüyelim!

Aramıza Katıldığınız için Teşekkürler :)

bottom of page