top of page

Röportaj Serisi 6- Edebiyat Dolu Bir İsim: Betül Fırat

Betül Fırat
Betül Fırat

1-Betül Hanım merhaba, röportaj teklifini kabul ettiğiniz için Mucize Dergi ekibi adına teşekkür ederim. Nasılsınız?


B.F: Merhabalar… Çok teşekkür ederim. İyiyim, edebiyat doluyum.


2-Öncelikle röportajların klasik sorusuyla başlamak istiyorum, Bildiğim kadarıyla yazım hayatınız lise yıllarına dayanıyor bu doğrultuda yazarlık serüveniniz nasıl başladı, sizi kalem tutmaya iten ilk kıvılcım neydi?


B.F: Evet, bu soru ile çok karşılaşıyorum. Yazar olarak doğanlardanım diyebilirim. Ortaokul- lise sıralarında yazmaya başlamıştım. Kendimi bildim bileli edebiyata ve yazmaya merakım var. Bazı insanlar var, hala kendilerini keşfedememiş. Bu konuda şanslıyım çünkü her zaman bilinçliydim yazım konusunda. Üniversite yıllarında düzenli yazdığım yerler de vardı, ulusalda da yayınlattığım yazılarım olmuştu. Bu konuda geç kalmadığım için mutluyum. Kitap basımına cesaret etmem biraz geç olmuş olsa da edebiyat ve sanat dünyasında belli bir yer edindim.


3-Ziraat mühendisi olarak kamu görevinde çalışırken edebiyat ve yazarlık dünyasında nasıl bir denge kuruyorsunuz? Mesailer arasında yazmaya nasıl vakit ayırıyorsunuz?


B.F: Herkesin en çok merak ettiği konu bu olsa gerek. Evet, zaman zaman çok yoğun mesailerim olmakta. Aslında boş vakit bulamamak hepimizin problemi, bir nevi çağın vebası olabilir. Ben günümü ve işlerimi planladığım için vakit bulamamak gibi çok sorunum olmuyor. Bir de aklınızda kurgu olmayınca boş zaman kovalamanın anlamı da olmuyor. Yazım türüne göre de değişiyor aslında vakit kıstası. Şarkı sözü geldiyse aklıma ki genelde geceleri geliyor, uykumdan feragat edip yazmam gerekiyor, tekrar unutmamak için anlık şekilde not almam gerekiyor. Öykü veya köşe yazımı noktasında da aklınızda kurgu veya konu var ise bir şekilde vakit bulunuyor zaten. Romanlar bu anlamda zorluyor yazarları çünkü kurgu geldiğinde aralıksız yazmak istiyorsunuz ama sürekli farklı meşgalelerle bölünüyorsunuz. Roman yazımı kapanıp yazmayı gerektiriyor, kurgudan ve sürekliliğinden kopmamak adına. Bunun için de belli dönemlerde kendime ayırdığım vakitleri ve gece saatlerini kullanıyorum. Çalışırken bir nebze de olsa zorluyor yazmak ama sonuçta çalışmamızın da bir gereklilik olduğunu düşünürsek yazmak, ikinci planda kalabiliyor.


4-Yirmi yılı aşkın yazarlık serüveninizde, metinlerinizi eser haline dönüştürme sürecini anlatabilir misiniz?


B.F: Yazılarım biriktikçe bir derleme süreci oldu. Aslında yola yazar veya şair olacağım diye çıkmadığım için her şiirim, şarkı sözüm ya da yazım farklı yerlerde kayıtlıydı. Ders kitaplarının boşluk kısımlarını da dahil edersek 4 eseri oluşturan yazıları ve şiirleri toparlamak zor oldu. Öyküler ise deneme yanılma yoluyla başladığım serüvendi. Aklıma sürekli gelse de sürekli ertelediğim bir türdü. Ama her şeyde olduğu gibi bunda da bir kırılma noktası yaşadım ve neden olmasın diye düşündüm, sonrasında yazmaya başladım. Şu an dördüncü öykü kitabımı çıkarmaya hazırlanmaktayım.


Roman ise her zaman yazmaya heves ettiğim ve hep de gözümde büyüttüğüm bir türdü. Aklıma gelen kurgudan sonra ise onun da ayyuka çıkma zamanı gelmiş ki kendiliğinden döküldü satırlara. Daha sonra bu türleri çocuk romanları izledi. Hayal gücüm ve rüyalarım sayesinde kurgu bulmakta da çok zorlanmadım. 10 adet roman kurgum var başladığım.

Belirli bir süre içerisinde hepsini tamamlayıp okurlarımla buluşturmak istiyorum.


5-Farklı pek çok türde yazıyorsunuz: Deneme, şiir, öykü, roman, çocuk edebiyatı. Hangi tür sizin için daha doğal, hangi türlerde daha fazla zorlanıyorsunuz?


B.F: Şiir dediğimiz şey kendiliğinden gelen ve üzerinde çok hesap kitap yapamadığınız bir tür. Kendi kendine akıyor o yüzden, bana sadece yakalaması kalıyor. Şarkı sözleri de kendiliğinden gelen sözler, şiirden tek farkı, belli bir düzenleme istiyor oluşu. Öyküye gelince hem kısa sürmesi hem de sürekli bir kurgu ile kafamın meşgul olmasından dolayı çok zorlanmadığım bir tür. Çocuk romanlarında ise kurguda zorlanmasam da çocuklar için uygun mu değil mi düşünmekten titizleniliyor, üzerinden tekrar tekrar geçmem gerekiyor.


6-İlham kaynaklarınız nelerdir? Gündelik yaşam mı, içsel bir dünya mı yoksa yaşanmışlıklar mı yazılarınıza yön veriyor?


B.F: İlham perisine çok inanan biri değilim. İnsanın kendisini beslemesi gerektiğine inanıyorum daha çok. Duygularımı çok yoğun yaşayan biriyim zaten. Çok okuyan, çok izleyen ve çok ders çıkaran bir yapıdayım. Diğer yandan da aklınız neyle meşgulse çoğunlukla size o malzemeyi veriyor. Bu durum, otomata para atıp ürün almaya çok benziyor. Bu nedenle hayal gücümün de geniş olduğunu söyleyebilirim.


Diğer yandan tür tür bakacak olursak, şiirler için içsel dünya ve duygular gereklidir. Keza şarkılar için de öyle. Öyküler için de hayal gücü ve anlatım dilinizin niteliği çok önemlidir. Romanlar için rüyalarımın yeterli olduğunu düşünüyorum, hepsini yazabilsem şu ankinden iki kat daha fazla eserim olabilirdi. Çocuk kitaplarında da çocukların neleri sevdiğini bilmek ve hayal gücüm yeterli oluyor. Köşe yazılarım ve denemelerimde ise günlük konuşmalar, bakış açıları ve gündem yeterli oluyor genelde.


7-Bugüne dek yayımladığınız eserler içerisinde sizi en çok etkileyen veya sizin için özel anlam taşıyan hangi eseriniz olmuştu ve sebebi neydi?


B.F: İlk polisiye romanım “Siyah Şapkalı Adam” çok özel benim için. İlk kitabım “Mavinin Fecri'' , “düşük cümleler kraliçesi” lakabını kazandırdı bana. Şarkılarımın sözlerinin ve kanallarımın karekodlarının olduğu “Şair Rıhtımında Şiirler” in de benim için çok ayrı bir yeri var. Aslında hepsi özel ve hepsinin yazım aşaması ve ortaya çıkışı çok değerli, ayırt edemem. Dahası hepsinin kendine özel bir hikayesi var.


8-Son yıllarda çocuk romanları (Kayıp Lapis Lazuli, İstiridye Kızı) ve polisiye‑mistik romanlar gibi farklı projeleriniz var. Okurlarınızla hangi yeni temalar ve türlerle buluşacaksınız, yeni projeleriniz var mı?


B.F: Aslında romanlarımdan birkaçını bitirmekti niyetim ama öykü kitabım ve şiir kitabım kendiliğinden bitmek üzere olduğu için romanlar yine daha sonraya kalmış oldu. Romanlarımın temalarında dram, büyülü gerçeklik, mistik, polisiye bulunmakta. Okurlarım ile buluşturacağım için şimdiden çok heyecanlıyım.


Betül Fırat ve Kristal Çam Ödülü
Betül Fırat ve Kristal Çam Ödülü

9-Çeşitli ödüller kazandınız; özellikle “Altın Kalem” ya da “Yılın Yazarı” gibi. Bu ödüller, yazarlık motivasyonunuza nasıl katkı sağladı, sizin için neyi temsil ediyor?


B.F: Ödül almak başlı başına bir gurur kaynağı benim için. Eserlerimin ve başarılarımın fark edildiğini ve bir yerlerde karşılık gördüğünü görmek çok değerli. Beni mutlu ediyor ve her ödülüm çok özel benim için. İnsanlar tarafından çalışmalarımın takdir edilmesi anlatılamayacak kadar güzel bir duygu. Daha fazlasını yapmamın gerektiğini de hatırlatıyor tabii bana. Edebiyat dünyasından son nefesime kadar çekilmeyi düşünmüyorum çünkü artık nefes alma nedenim ve yaşam felsefem oldu.


Engelli bir birey olduğum için “Bir Başarı Öyküsü” olarak anılmaktayım. Eserlerim ve kendim ayrı ayrı ödüllere layık görüldük. Bu konuda belli bir doyum noktasına ulaştığımı söyleyebilirim.


10-Genel Yayın Yönetmenliğini yürüttüğünüz Edebiyat Sanat Meltemi platformu sizin için ne anlam ifade ediyor? Bu mecrada neler üretmek ve sunmak istiyorsunuz?


B.F: Kısaca ‘Esanmel’ diyoruz ona. Yazar arkadaşımla beraber yürüttüğümüz bir proje. Misyon ve vizyon olarak zaten amacının kat be kat üzerine çıktı. ESANMEL (Edebiyat Sanat Meltemi) olarak birçok projeye imza attık. 5 antoloji kitabı, 1 öykü yarışması, 1 edebiyat yarışması ve senelik en çok okunan eser sahiplerine sertifika düzenleme gibi birçok etkinlikte yer aldık. Şu anda da Kültür Bakanlığı onaylı bir platform olarak 2 aylık ‘Edebiyat Sanat Meltemi Kültür ve Sanat Dergisi’ yayınlamaktayız. Eser sahiplerinin katılımları bizi mutlu etmekte ve kendi tanıtımlarına da bizim aracılığımızla katkı sağlamaktalar. Yararımızın dokunması da ayrı bir gurur kaynağı ben ve yazar arkadaşım için.


11-Kitaplarınız ve yazılarınız haricinde şarkı sözü de yazdığınızı söylediniz. Bu konu ile ilgili nasıl ilerlemeyi düşünüyorsunuz?


B.F: Yazdığım kafiyeli şiirleri şarkı sözü olarak değerlendirirken şimdi de direkt olarak şarkı sözü olarak yazabiliyorum. Dahası bu sözleri besteletip bütün müzik platformlarında yayınlanmasını sağladım. Müzisyen olmadığım için şarkıları söyleyecek sahiplerini beklemekteyim. Sanatçılarla diyalog kurabilirsem şarkılarımın daha büyük kitlelere ulaşmasını istiyorum. Şu an platformlarda olsa da henüz çok keşfedilmedi. Söz yazarı olarak bilinmek ayrı bir gurur kaynağı olur benim için.


12-Son olarak edebiyatla ilgilenen genç kalemlere ne gibi tavsiyeler verirsiniz Yazma yolculuğunda karşılaştığınız zorluklarla nasıl baş ettiniz?


B.F: Yazar olmanın popülerlik aracı olarak görülmemesi gerektiğini düşünüyorum. İçinde yazarlık aşkı olan kişilerin de çeşitli eğitimler alarak istedikleri seviyelere gelebileceklerini düşünüyorum. Ben, bu eğitimleri eğitmen düzeyinde aldığım için yazar koçluğu yapabiliyorum.


Bir yazar, bol bol okumalı. Yazarım diyebilmek için de durumun sürekliliği olmalı ve yazmaya devam etmeliler. İlk kitap genelde hayallerle çıkar, ilk kitapta ün kazanacağını düşünenler için de iyi bir reklam ve tanıtım olmazsa ün kazanmak bir hayal olur. O yüzden de önce hayal dünyasından çıkıp realist bakmayı öğrenmeleri gerekli. Bir yazar her zaman çok okumalı. Hem dili geliştirmek için hem de hayal gücünün sınırlarını zorlamak için okumalı. Dolmayan bir şey taşamaz, okumak da dolmalarını sağlar. O yüzden de “Yazar oldum, okumama gerek yok(!)” cümlesi gereksiz ve gülünç olmaktadır.


Zaman kıstası, en dikkat edilmesi gereken şeylerden biridir. Bunu aşmak için de hem belli zaman içinde konulan hedefler hem de belli bir disiplin, plan ve program dahilinde çalışmak şarttır. Diğer kıstas da insanlar ve yayınevleridir. Her okur sizin okurunuz değildir ve her yayınevi ile çalışmanız mümkün değildir. Bunlara dikkat edilmeli ve aşmak için farklı yöntemler denenmelidir. Ben genelde potansiyel okur kitlelerimi ve onlara ulaşabileceğim yerlerde yer almaya çalışıyorum, bunun da tabi ki belli bir samimiyet çerçevesinde olması gerekiyor. Her yayınevi ile çalışmamaya da özen gösteriyorum.


13-Röportajımız bu soruyla son buluyor, Mucize Dergi'ye konuk olduğunuz için tekrardan teşekkür ederiz. Başarılarınız daim olsun.


B.F: Röportaj için ben teşekkür ederim. Çok keyif aldım, faydası olması dileğiyle. Edebiyatla kalın...

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
Image by Pavel Aminov

Sosyal Medyada

Mucizelere Tanık Olabilirsiniz

  • Youtube
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Twitter

Mucizelere İnan

Gerçek Olsunlar

Her alandan yazarların buluştuğu Mucize Dergi'de hikayeler, makaleler ve ilham dolu içeriklere göz atın. Kendi yazınızı payla

Reklam ve İş Birlikleri:

​0534 874 08 32

© 2026 by Mucize Dergi

Image by Andrew Neel

Yolculuğumuza Siz de Dahil Olun!

Mucize Dergi’de her fikir değerli, her ses duyuluyor. Aramıza katılın ve bu yolculukta birlikte yürüyelim!

Aramıza Katıldığınız için Teşekkürler :)

bottom of page