Kavşakta Duran Zaman
- Ozan Ebedi

- 25 Ağu
- 1 dakikada okunur
(Kadim Kafe'ye...)
Büyük bir afişin altında öksürüyor akşam,
Mardin Yolu Caddesi’nde bitmeyen bir telaş,
8 Mart Mahallesi’nde dönen o büyük kavşak,
Sanki bin yıllık hikâyeleri fısıldıyor teker-teker.
Bense ‘Kadim Kafe’nin en kuytu köşesindeyim.
**
Duvarlarda sabırla oyulmuş o ahşap şekiller,
Zarif çini desenli porselenlerle suskun sürahiler,
Buram-buram bir şark havası üflüyor içime.
Dışarıda akan aceleci ve gürültülü dünyaya inat,
Burada köklerine dokunuyor insan, toprağına ve geçmişine.
**
Kapı her açıldığında sızıyor içeri caddenin mırıltısı,
Kavşaktan dönen arabaların farları vuruyor duvara.
Ahşap oymalarda anlık gölgeler bırakıyor hayatlar,
Herkes bir yerlere yetişme telaşındayken bu sınır boyunda,
Ben zamanı bu köşe masaya raptiyeliyorum sessizce.
**
Ne tam bir hüzün içimdeyim, ne de coşku dolu bir neşe.
Marpuçtan süzülen nargilenin o ağır, derin dumanı,
Fokurtularla çoğaltıyor içimdeki bilgece dinginliği.
Önümde yavaşça soğuyan kaçak çayımın o buruk kokusu,
Dindiriyor ruhumdaki tüm karmaşayı, tüm uğultuyu.
**
Dışarıda kavşak dönmeye, hayat akmaya devam ediyor.
Dünya tam önümden geçip gidiyor telaşlı adımlarla.
Bense nargilemin dumanında zamansız bir köşedeyim,
İçsel limanımda kalmanın o benzersiz huzuruyla.
Sessizce gülümsüyorum Nusaybin’in bu ılık akşamına…
''Sen Çok Yaşa Kadim Kafe''
Kadim Kafe’nin şark esintili duvarları arasında filizlenen bu şiir, çay kokusu ve nargile dumanının o ağır ritmi içinde; dışarıdaki dünyanın dur durak bilmeyen telaşlı akışına karşı, Nusaybin’in derin köklerinde yer bulan ve insanın kendi içsel limanına sığınarak zamanı sabitlemesini anlatan dingin bir başkaldırıdır.
(02.08.2026)




Yorumlar