Badem Kokusu

Komiser Sedat, sahil kasabasının ünlü balık restoranının mutfağına adım attığında keskin bir koku burnunu tırmaladı. Şef Tarık, tezgâhın üzerinde, hazırlamakta olduğu özel sosun hemen yanında cansız yatıyordu. Adli tıp ilk incelemede ağız kenarındaki kızarıklıklar ve köpüğün zehirlenmeden kaynaklı olabileceğini söylemişti. Restoran çalışanlarının ifadeleri alınmaya başlandı. Olay günü mutfakta üç kişi çalışıyordu. Şefin ortağı Berke, garson Lale ve beş ay önce işe başlayan stajyer aşçı Burçin.
Komiser Sedat, tezgâhtaki malzemeleri incelemeye başladı. Şefin gizli tarifi için kullandığı özel baharat kavanozu devrilmişti. Parmak izi sonuçları bekleniyordu. Bu arada şüpheliler mutfağa çağırıldı. Sorguya başlandı. Ortağı Berke her zamanki gibi telaşlıydı; "Şefle son zamanlarda menü yüzünden tartışıyorduk ama onu öldürmem için bir sebep yok, restoranın yarısı zaten benim."
Garson Lale elleri ile yüzünü kapatmış ağlıyordu; "Ben sadece siparişleri taşıyorum, mutfaktaki soslara asla dokunmam."
Sıra genç stajyer Burçin’e geldiğinde, çocuk oldukça sakin görünüyordu. "Ben daha yolun başındayım komiserim," dedi. "Şef, bana geldiğim günden beri sadece patates soyduruyordu, bırakın sosu, tezgâhın yanına bile yaklaştırmazdı."
Komiser Sedat üç şüpheliyi de süzdü. Eline geçirdiği lateks eldivenlerle ipucu aramaya başladı. Olay yeri inceleme büyük bir titizlikle çalışmalarını sürdürüyordu. Komiser Sedat’ın gözü çöp kovasındaki sebze artıklarının arasındaki yırtık kâğıda takıldı. Gastronomi yarışması broşürüyle Burçin adına düzenlenmiş bir katılım formuydu. Sedat, formun üzerindeki notu okudu: “Yetersiz ve özgünlükten uzak bulunmuştur.” Jüride ölen Şef Tarık’ın adı yazıyordu. Elindeki kâğıdı sallayarak Burçin’e doğru yürüdü. ‘’Buna ne diyeceksin?’’ Burçin titreyerek; ‘’Düşündüğünüz gibi değil, ben bir şey yapmadım. ’’Komiser, tezgâhın üzerindeki baharat kavanozuna yaklaştı. Burçin’in ellerine baktı. "Şef seni sosa yaklaştırmıyordu doğru," dedi Sedat. "Ama sen dün gece herkes gittikten sonra o kavanoza zehri çoktan eklemiştin. Şefin bu sabah sosu denerken öleceğini biliyordun.’’ Burçin donup kalmıştı. Ağzından zar zor ‘’Ben bir şey yapmadım,’’ sözü çıkıvermişti garson kıza bakarken. Berke ‘’Yazıklar olsun sana, geleceğini mahvettin,’’ dedi. Lale’nin ağlamaları küçük çaplı mide krizine döndü. Bir taftan öğürüyor, bir taraftan da midesini tutuyordu.
Polis memurları Burçin’i polis otosuna götürürken ‘’Nefret ediyordum ondan. O tarif benim geleceğimdi! Hayatımı çaldı,’’ diye bağırıyordu. Komiser Sedat, Lale’nin hıçkırıklara boğulduğunu görünce bir bardak suyla yanına geldi. Lale titreyen elleriyle suyu tutmak isterken bardak elinden kayıp kırıldı. Sedat gayriihtiyari eğilince Lale’nin önlüğündeki beyaz toz kırıntılarını fark etti. Tozu delil poşetine koyarken bir an durdu. Burnuna yeniden o keskin badem kokusu gelmişti. Burçin’i arabaya götüren memurlara seslendi: "Durun!’’
Mutfaktakiler anlamsızca birbirlerine bakmaya başladı. Komiser Sedat delil poşetinin içine genç kızın önlüğündeki beyaz tozu dikkatlice koydu. Sonra yeniden havayı içine çekti. O keskin badem kokusu... Berke ‘’Neler oluyor komiserim?’’ dedi. Sedat gözlerini kıza dikmiş hipnotize olmuş gibi konuşuyordu. ‘’ Mutfaktaki o keskin badem kokusu... Siyanür kokusu! Ama senin öğürmelerinin nedeni başka tabii. Hamilesin değil mi?" Bu birden gelen soru karşısında Burçin, sevdiği kadının gözlerinin içine bakıyordu. ‘’Hamile misin?’’ Lale gözlerini kaçırdı.‘’ Yalvardım, yapma dedim. Burçin’i seviyorum dedim. Dinlemedi, tehdit et …‘’ sözlerini bitiremeden yere yığıldı. Genç kadın gelen ambulansa bindirilirken, Burçin arkasından çaresizce gözyaşı döküyordu.





Yorumlar