top of page

Hiçlikten Her Şeye

Gelincik Çiçeklerinin fotoğrafları.
Gelincik Çiçekleri

Gelinciklerin İsyanı: Hiçlikten Var Olan Kadının Hikayesi

 

Bizler kim miyiz? Bizler narin görünüşlerine rağmen savaş alanında bile açan, rengini şehitlerin kanından, suyunu ise annelerin gözyaşından alan, her şeye rağmen var olmayı başarabilen, acının bile yıkamadığı o çiçeğiz: Bizler gelinciğiz. Uyku tanrısı Hypnos’un ve rüya tanrısı Morpheus’un insanların acılarını unutturmak ve kalplerinde huzurun tohumlarını yerleştirmek için yarattığı, acının bile yok etmek yerine yaşattığı, hayatın en narin ve buna tezat olarak da en güçlü çiçekleriyiz. Bizler bu hayatın sert darbelerine rağmen yıkılmayan, her bir darbede biraz daha güçlenen kadınlarız. İşte bu da bizim tırnaklarımızla kazıyarak yazdığımız hikâyemiz: Ben düşünceleri ve kalpleri kirlenmiş, cahil bir zihniyet içerisinde yaşamak zorunda kalan, hayatını sadece birilerine hizmet ederek geçiren bir kadının rahmine düşmüş bir bebeğim. Belki de bu hikâyenin en masum karakteri.


Aslında ilk başlarda her şey bu kadar kötü değildi ya da ben bir şeylerin farkında olacak yaşta değildim; fakat zaman ilerledikçe hayat gerçek yüzünü gözler önüne sermeye başladı. Şimdi düşünüyorum da gerçekten de yaşanan her şeyden hayat mı sorumluydu? Değildi. Bu sorumluluk sadece bir parçası olduğum topluma ait. Kadınların söz sahibi olmadığı, hayatları boyunca dışlandığı, aldığı her nefesi “geri verebilir miyim” diye düşünmek zorunda kaldığı hem psikolojik hem de fiziksel olarak şiddete maruz kaldığı, sessiz çığlıklarının, yaşadığı şehrin sokaklarında yankı bulduğu o topluma ait. Şimdi de sizlere o toplumun sokaklarından sesleniyorum; fakat bu sefer yankılanan bu ses, küçük bir kız çocuğunun cılız çığlıkları değil, üzerinde emin adımlarla yürüdüğüm stilettolara ait bir ses.

 

Düştükçe Güçlenen Kadın: Toplumun Algılarını Yıkan Bir Yaşam Öyküsü

 

Önümde, yaşadığı toplum yüzünden okuldan alındığı için içli içli gözyaşı döken bir kız çocuğu var. Aslında o kız çocuğu sadece okulundan değil, kendi zihninde kurduğu ve her gün hevesli hevesli defterinin en arka sayfasına not aldığı hayallerinden ve hayallerinin şekillendireceği geleceğinden alındı. Normalde onun da çevresindeki birçok birey gibi pes edip topluma boyun eğmesi gerekirdi; fakat öyle olmadı, çünkü onun emin olduğu bir gerçek vardı: Döktüğü her bir gözyaşı gelecekte onu harlayacak rüzgârın habercisi ve en önemlisi onun adımlarını takip eden bu kadının zihnine düşen değişim tohumlarının can suyu olacaktı. Madem bu toplum kendi başına var olabilen güçlü kadınları sevmiyordu, o halde o da güçlü bir kadın olup onların oluşturdukları bütün algıları yıkacaktı ve yıktı da. Şimdi stilettoları, geçtiği her bir sokağın sert zemininde iz bırakırken o ise yaptığı her bir projeyle kendi adından söz ettirerek zihinlerde iz bırakıyordu ve artık babasından korktuğu için konuşmayı geçtim ağlamaktan bile korkan, bir kimliğe sahip olamayan o kız çocuğu değildi. O en önemli projelerin altına imza atan, ismini herkesin zihnine kazıyan genç bir kadındı. Bu düzeye gelmek elbette kolay olmamıştı; fakat o her ne olursa olsun yürüdüğü bu taşlarla döşenmiş yolda pes etmeden adımlarını büyün bir kararlılıkla attı. Evet, düştü de hatta o kadar fazla düştü ki dizinde, bacaklarında, avuç içlerinde yaraların kabuk bağlayamadığı bir döngü oluştu ama önemli olan bu yaraların nasıl oluştuğu değil, bu yaralara rağmen tekrar kalkıp önündeki bütün engelleri kaldırarak taşların kendi varlığından söz ettirdiği bu yolu çiçeklerle döşeyebilmekti. O ise bu yolu sadece çiçeklerle döşemekle kalmayıp her bir çiçeğe anlam da yüklemişti. Ona göre çiçekleri ayakta tutan sahip oldukları anlamlardı. Nasıl ki anlamı olmayan her şey yok olmaya mahkumsa çiçeklerin de anlamsızlaştığında yok olacağını düşünüyordu.


Aslında konunun ne anlamla alakası vardı ne de başka bir şeyle. Konu sadece kendi kimliğini bulduğu bu yolda yol arkadaşlarına da kimlik kazandırmaktı, çünkü kimliksizliğe mahkûm edilmenin nasıl bir his olduğu konusunda bizzat hayatın kendisinden ders almıştı. O da bu yolun sonunda tekrar kimliksiz kalırsa diye arkasında bu şekilde izler bırakmıştı. Aslında her bir iz sahip olduğu başarıların kimlikleştirilmiş haliydi ve onu o yapan tek gerçek. Evet, burada okuduğun kız çocuğu da o kız çocuğunun kimlik kazanmasını sağlayan genç kadın da benim ve bu da benim tırnaklarımla kazıyarak yazdığım, beni ben yapan hikâyem. Peki ya senin hikayen? Evet, sana sesleniyorum: İçinde kendi geleceğine dair var olan umut tohumlarını öldürmeyip her geçen gün biraz daha büyümesi için onu sulayan, toprağını havalandıran, her türlü bakımını yapan sana. Senin hikayen nasıl?

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin

Sosyal Medyada

Mucizelere Tanık Olabilirsiniz

  • Youtube
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Twitter

Mucizelere İnan

Gerçek Olsunlar

Reklam ve İş Birlikleri:

​0534 874 08 32

© 2026 by Mucize Dergi

Image by Andrew Neel

Yolculuğumuza Siz de Dahil Olun!

Mucize Dergi’de her fikir değerli, her ses duyuluyor. Aramıza katılın ve bu yolculukta birlikte yürüyelim!

Aramıza Katıldığınız için Teşekkürler :)

bottom of page