Cumhuriyet’in Kalbi Kadınlardı
- Büşra Akel

- 29 Eki 2025
- 2 dakikada okunur

''Bir millet yeniden doğarken, en derin izleri sessizce atanlar kadınlardı.
Cumhuriyet’in temeli, onların alın teriyle, dualarıyla ve vazgeçmeyen yürekleriyle atıldı.
Her adımda bir annenin sabrı, bir kız çocuğunun umudu vardı.
Bir ulus yeniden nefes alırken, o nefesin ritmini kadınların kalbi tuttu.''
Küllerinden Doğan Toprak
Bazı sabahlar vardır; hava serin, gökyüzü yorgundur ama insanın yüreği sıcacıktır.
Çünkü o sabah, bir halk küllerinden yeniden doğuyordur.
Cumhuriyet…
Sadece bir yönetim biçimi değil; kendi kaderini yeniden yazan bir halkın diriliş destanıdır.
Yıllar önce savaşın ardından geriye yorgun, yaralı ama dimdik bir vatan kalmıştı.
Kadınlar o günlerde, kelimelere sığmayacak kadar güçlüydü.
Kimi sırtında mermi taşıdı, kimi tarlasına bebek sesi karışan toprağı işledi, kimi sevdiklerini toprağa verip vatanı yeniden kurdu.
Ama hiçbiri boyun eğmedi.
Her sabah başörtüsünü sıkıca bağlayıp aynı cümleyi daha gür söyledi:
“Bu toprak yeniden doğacak. Yeniden filizlenecek, yeniden umut verecek.”

Cumhuriyet’in Sessiz Kahramanları
Cumhuriyet, onların nefesiyle yeşerdi; cesaretleriyle can buldu.
Mustafa Kemal Atatürk, “Dünyada her şey kadının eseridir.” dediğinde, yalnızca bir söz söylemedi; yüzyıllardır bastırılan bir sessizliği özgürlüğe çevirdi.
Artık kadınlar yalnızca evlerin duvarları arasında değil, hayatın tam ortasındaydı.
Okul kürsülerinde bilgiyle, hastanelerde şefkatle, meclis sıralarında kararlılıkla yer aldılar.
Ve tek bir cümlede birleştiler:
“Biz de varız.”
Cumhuriyet’in ilk sabahında kara tahta başındaki küçük bir kız çocuğu, harfleri öğrenirken aslında kendi geleceğini yazıyordu.
Bir genç, oy pusulasını sandığa atarken yalnızca seçimini değil, tarihini belirliyordu.
O an farkında değillerdi belki ama her biri Cumhuriyet’in atmaya devam eden kalbiydi.
Kadın Elleriyle Yazılan Gelecek
Bugün geriye dönüp baktığımızda, o yılların yorgun ama inançla direnen kadınlarının izleri hâlâ her adımda karşımıza çıkıyor.
Bir annenin kızına “Sen istersen yaparsın.” deyişinde,
Bir genç kızın “Ben mühendis olacağım.” diyerek kalıpları kıran cesaretinde,
Bir öğretmenin “Cumhuriyet, özgürlüktür çocuklar.” derken gözlerinde parlayan o ışıltıda…
Hepsinde aynı ruh, aynı inanç, aynı umut var.
Cumhuriyet sadece bir yönetim değil; bir sevda, bir diriliş, dualarla yoğrulmuş bir mucizeydi.
Bir kadının içinden yükselen o sessiz dua, bir milletin yeniden doğuşuna dönüştü.
Bir Mucizenin Adı: Kadın
Ve her 29 Ekim sabahında, biz sadece bayraklarımızı dalgalandırmayız.
Aynı zamanda o kadınların alın terini, cesaretini, inancını da selamlarız.
Çünkü bu toprakların en büyük mucizesi, her defasında küllerinden yeniden doğmayı bilen kadınlarıdır.
Ve Cumhuriyet’in kalbi…
Hâlâ onlar gibi atan yüreklerde yaşamaya devam eder.




Yorumlar